Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) efendimizin bir hadisi şerifinde cuma günü ölenin şehit olacağı yazıyor. "Kim Cuma günü vefat ederse şehiddir." Cuma günü vefat ederek şehit olan ile savaşta düşmanla çarpışırken ölenin ahiretteki dereceleri eşit midir?
Bir insanın yaşantısı, onun inancını, amelini ve şahsiyetini gösteren bir ayna gibidir. Tanımadığımız bir insanla biraz konuştuktan, beraber yolculuk ettikten veya bir alışverişte bulunduktan sonra onun hakkında belli bir hükme varırız; iyi veya kötü adam deriz. Fakat bir insanın hem iyi taraflarını, hem kötü taraflarını biliyorsak, onun hakkında karar verme hususunda da ölçümüz bellidir. İyi yönleri kötü yönlerinden fazla ise iyi: kötü yönleri iyi yönlerinden fazla ise kötüdür. Başka bir ifade ile, bir insanın iyilik ve kötülüğü Allah’a olan kuluğu ile ölçülür. Bir insan inandığı gibi yaşıyor, kulluk vazifelerini yerine getirmeye gayret ediyorsa, o insan Allah katında iyidir ve makbul bir kuldur. Fakat imanı olduğu halde, İslâma uymayan hal ve hareketleri varsa bu insan günahkâr insandır.
Bu çeşit insanlar ölünce onları nasıl bir âkibet beklemektedir? Peygamber Efendimizin bu konudaki ifadeleri açıktır:
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” Bu gerçek başka bir hadiste de şöyle dile getirilir: “Kim ne halde iken ölürse, Allah onu o şey üzerine diriltir.”1
Allah’a ve diğer iman esaslarına imanı sağlam olan bir insan, öldüğü zaman mü’min ve Müslüman sayıldığından Müslüman muamelesine tâbi tutulur. Böyle bir insanın âhiretteki durumuna gelince, bu hususta Peygamberimizin şu meâlde bir hadisi vardır: “Kim Allah’tan başka bir İlâh olmadığını bilerek ölürse Cennete girer.”2
Bir insan öldükten sonra Müslümanların onun hakkındaki şehadetleri ve kanaatleri de önemlidir. Müslümanlar o adamın imanlı, iyi bir insan olduğunu söylüyorlarsa, Cenab-ı Hakkın onların şehadetine göre muamele edeceğine dair rivayetler vardır. Yine, Müslümanların aleyhinde şehadet ettikleri kimse de ona göre muameleye tâbi olacaktır. Sualinize gelince; bir insanın amelinin iyi olması için her şeyden önce sağlam bir imana sahip olması gerekir. Bir mü’min mübarek gün ve gecelerin birinde vefat ederse, Cenab-ı Hakkın ona ayrı bir muamele edeceğine dair bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Bir Müslüman Cuma günü veya gecesi ölürse Cenab ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve azabından) kurtarır.”3
Başta Cuma günü ve gecesi olmak üzere, Kadir Gecesi gibi diğer gün ve gecelerde vefat edenlere Cenab-ı Hak o vakitlerin hürmetine ayrı bir muameleye tabi tutacaktır. Mübarek gün ve gecelerde yapılan amel ve ibadetlerin sevabı, diğer günlere göre daha fazla olacağı gibi, o vakitlerde ölen mü’minler de ayrıca Cenab-ı Hakkın af ve mağfiretine nail olurlar.
Meselâ hadislerde Kadir Gecesinde Cenab-ı Hakkın, Benîkelb kabilesinin koyunlarının sayısınca mü’mini affedeceği bildirmektedir ki, şayet o mü’min böyle bir gecede, ölmeden önce Cenab-ı Hakkın affına mazhar olmuşsa haliyle bu nimetten faydalanacak ve kurtulacaktır. Fakat îmansız içinde düşmanlık hissi bulunan kimseler bu bahsin dışındadır.
1 Feyzü’l-Kadîr, 6: 226. 2 Müslim, İman: 43. 3 Tirmizî, Cenâiz: 73; Müsned, 2: 176. Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar
"Cebrail (A.S.) bana geldi. Elinde bembeyaz bir ayna vardi.
"Bu Cum'adir. Rabb'in onu Sana ve Senden sonra ümmetine bayram olsun diye
farz kildi" dedi. Ben ; "Bizim için onda ne var" diye sordum. Cebrail (A.S.) dedi ki; "Sizin için onda hayirli bir an vardir ki; kim o anda hayirli bir sey dilerse
Allah Celle Celaluh diledigini mutlaka verir. Yahud bir seyden korunmasini isterse
Allah Celle Celaluh o korktugu seyden korur. Bizce O, günlerin en kiymetlisidir.
Biz, ahirette ona "Yevm'ül Mezid"deriz. Ben; " Rabbin neden kendisine Cennette miskten daha hos
kokulu olan
bir ova seçmistir." dedim. "Cum'a Günü olunca yüceliklerden inerek Kürsi'sini sereflendirir ve oradakilere
cemâlini gösterir de onlar da Onu görürler" dedi. Peygamberimiz SAV buyuruyor ki: " Cehennem her gün zevalden önce ögle vakti girmek üzere iken yeniden tutusturulur
Cum'â hariç, o sirada namaz kilmayiniz. Cünku Cum'â Gününün tamami
namaz oldugu için cehennem o gün hiç tutusturulmaz.»
Söylendigine göre. Cum'â günü, kuslar ve böcekler oralarinda karsilasinca
«Selâm, selâm, ne iyi gün» derler.
Peygamberimiz SAV buyuruyor ki: " Cum'â Günü veya gecesi ölene Allah sehid mükâfati yazar
Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede.
Hz. Ömer'in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (A.S) sevgisiyle doluydu. Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü.
Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu. Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu.
Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı. Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı. Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü:
'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler.' (A'raf/201)
Hemen ardından da bayılarak düştü. Kadın hizmetçisini çağırdı. Genci tutarak evinin önüne getirip koydular. Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler. Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu. Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar. Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası:
- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu. Oğlu:
- Bir şeyim yok. dedi. Babası:
- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı. Babası:
- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu. Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti. Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş. Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler. Sabah olunca olay Hz. Ömer'e bildirildi. Hz. Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve:
- Bana niye haber vermedin? diye sordu. Gencin babası:
- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi. dedi. Hz. Ömer:
- Bizi onun kabrine götürün. dedi. Hz. Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler. Hz. Ömer (R.A):
- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var. (Rahman/46) dedi. Kabirdeki genç konuşup:
- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi. diye cevap verdi.
buyrun ellerimizi sadece el açmaya TEK layık olan RABBİMize uzatalım... ve sadece bir tek dua dökülsün dudaklarımızdan ... YA RABBİ Ümmet-i Muhammed-i tek çatı altında topla
sevgili arkadaslar peygamberimiz s.a.s. efendimizin karikatürünün bu adini belirtigim siteden silinmesi icin lutfen allah rizasi icin oy kullanin s.a. not lütfen bu maili arkadaslarinizada gönderin
"Ne sazdan, ne sözden, ne evladdan, ne de güzel yüzden zevk aldım, Sazı severim, aşkımı söylerse; sözü severim, yine onu söylerse, manayı söylemeyen güzeli ne yapayım?. Su içmek isteyen bir kimse için boş kadeh ne işe yarar?. Fakat kadeh temiz, berrak ve latif olursa elbette suyun zevkini arttırır."
Mevlâna Rûmi Rahimehullah der ki: "Vakit keskin kılıç gibidir, ömrü kesiyor;O seni kesmeden evvel sen onu kes!.. Kalbî zikre devam et!.. Dilin kapılarını kapat!..Kalbin zikirle konuşsun, dilin hikmetle sussun..Huzur buluncaya kadar öyle ol, üstün zekâ sükut etmektedir. Az ye, az konuş, az uyu..Ameli bırakmak ne kötü bir hal.. "İleride amel edeceğim" demek ondan daha beter bir haldir."
İbn-u Atâullah İskenderî'den naklen Ebu Muhammed Eş-Şa'ranî: "Tüm insanlar dört kelime ile aldanmıştır: EĞER Birisi, eğer zengin olsaydım ibadet ederdim der, Diğeri, eğer fakir olsaydım ibadet ederdim der, Öbürü, eğer genç olsaydım ibadet ederdim der, Başkası, eğer ihtiyar olsam ibadet edeceğim der. İşte dilin bir fenalığı budur.
NEDEN? İlim oku! Neden okuyayım? Sus! Neden susayım? Konuş! Neden konuşayım? Nedenle beden tembel olur, nedeni bırak!
NASIL? İbadet et! Nasıl edeceğim? Çalış! Nasıl çalışacağım?.
KEŞKE Keşke ben zengin olsaydım, hacca giderdim.. Keşke ölseydim, suç işlemeseydim.. Bunlar hep dil illetidir.. İstikamet yolundan insanı çeviren sebeplerdir.
Bunların tedavisi iki edepledir: 1-Ahireti dünyadan daha fazla tercih etmekle, tembellik zincirlerini koparmak ve kalbî zikretmek, 2-İşi zamanında yapmak, ertelememektir.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol, Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Sehavet ve cömertlikte akar su gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, Tevazu ve merhamette toprak gibi ol, Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.